Zeynep Ebrar’ın Doğum Hikayesi

05.09.2020 Cumartesi günü, sabah saat 6:00’da nişanım geldi. Tabii bende ne sancı var, ne ağrı. Açılmam da hiç yoktu. Bu nedenle sancım gelene kadar hastaneye gitmek yerine evimde kalmayı tercih ettim. İyi ki de öyle yapmışım.

Ertesi gün, Pazar günü hafif hafif belim ve kasıklarımda baskı ve ağrı hissettim. Aldırmamaya çalıştım, kalktım gece yemek yedim. Kendimi oyalamaya çalıştım. Zaten doğuma aç karnına gitmek, en büyük korkumdu. Ancak ilginçtir ki yattıkça ağrılarım artıyordu ve resmen evin içerisinde dört dönüyordum. Bu nedenle geceyi zar zor geçirdim.

Pazartesi sabahı saat 7 gibi artık dayanamadım, eşimi uyandırdım ve hemen hastaneye gittik. Muayene sonucunda 3 cm açılmam olduğunu söylediler. Doktorum, Boşa yatış vermeyelim ama hastaneden ayrılmama şartıyla, iki saat yürümen gerek.” dedi. Zor oldu, ama oldu. Söylediği süreç içerisinde bol bol yürüdüm.

Saat 9:00’da tekrar bakıldı ve 5 cm açılmam olduğu söylendi. Bunun üzerine yatışım verildi. Biraz odada yattım. Daha sonra ise, sancılarım az olduğu için saat 10 gibi suni sancı verildi. Hiç istemiyordum ama mecbur kaldık.‍

Doktorlar sürekli muayene ettiler ve 12:30 – 1:00’e kadar sancı çektim. Daha sonra sancı geldikçe ıkınmamı istediler, yaklaşık 20 dakika süren ıkınmadan sonra epizyotomi yapıldı ve (doğum sırasında bebeğin başı daha çıkmadan önce, vajina açıklığının büyümesini sağlamak ve doğumu kolaylaştırmak adına; perine bölgesine yapılan bir cerrahi kesidir.) bebeğimi kucağıma aldım.

Öyle farklı bir his ki… Bebek doğduğu an; bütün ağrılar, sancılar hepsi bitiveriyor. O kadar zor ama o kadar eşsiz bir duygu ki. Ne acı çekerseniz çekin, inanın her şeye değiyor. Sabredin güzel anneler, bu hikayenin sonu çok güzel…

Zeynep Ebrar