Mucize Yılmaz’ın Doğum Hikayesi

Canım oğlum Leon 26 Temmuz’da dünyaya gözlerini açtı. Doğum eylemi o kadar kişiye göre değişiyormuş ki, herkesin doğumu kendine özgüymüş gerçekten. Bir pazartesi sabahı kuş gibi uyandım, hafiftim, mutluydum ve moralim çok iyiydi. Aile grubumuza “Siz sormadan hemen bugünün sorusunu cevaplıyorum, hayır daha doğurmadım” diye esprili mesaj attım.

Sabahlarım 1 fincan yeşil çayla başlıyor genelde. O sabah da çayımı içtim ve lavaboya gittim, kahverengi akıntım geldi. Çatı muayenesinden kalan kanamadır diye düşündüm ve takmadım. Saat 10.00 gibi belimden kasıklarıma doğru şimşek gibi çok keskin bir sancı girdi. 5-6 saniye sürdü, geçti hemen. Onu da takmadım ama aynı sancı 20 dakika sonra tekrar geldi. İkinci sancıyı da dakika tutmadan geçirdim. Sancı keskin olsa da şiddetli değildi, ama belim çok kötü ağrıyordu. Sanki belim kırılıyormuş gibi kasığıma çekerek ağrıyordu. “Dakika tutayım bakalım” dedim, her 12 dakikada bir geliyordu sancı. Doğumun başladığını anladım.

Yavaş yavaş hazırlıklara başladım, hastane çantamı tekrar kontrol ettim, eksikleri koydum, genital temizliğimi yaptım ve sıcak duş aldım. Duş çok iyi geldi. Duştan sonra sancım olmayınca, yalancı sancı diye düşündüm ve yarım saat evin içerisinde takıldım. Yarım saat sonra, bir sancı geldi ve belimden bütün göbek altıma kadar yayılıyordu. 30-40 saniye kadar sürdü ve bitti. Ayakta duramadım ve yattım. Aynı şiddetli sancı tekrar gelince, artık inlemeye başladım ve eşimi aradım. Eşim işinden eve gelene kadar 20 dakika geçti. Sancı artık her 4 dakikada geliyordu ve yeterince şiddetliydi. Üstümü giymediğime pişman oldum, eşim hem heyecan hem korku hem telaşla apar topar giydirdi beni.

Hastaneye geldiğimizde saat 17.00’di. Beni acil doğumhaneye aldılar. Açıklık 5 cm olmuş. Beni Nst’ye bağlayıp sancı çekmeye bıraktılar. 2 saat kadar sancı çektim ve her sancıda midem de kalkıyordu.

“Kese patlayınca artık daha şiddetli sancıların olacak” dedi ebe ve gitti. Sancıyla birlikte ıkınmaya başladım. 1 dakika sancı çekiyordum, 1 dakika dinleniyordum. Bir süre sonra hemşire bacağıma vuruyordu “Kendine gel” diye, baktım doktorum gelmiş. Bütün gücümü topladım ve konuştum, “Bu saatten sonra size de kendime de yardım edemem, benim gücüm kalmadı” dedim. Doktor “Yaparsın dayan” dedi gitti. Yine sancı çekerek yattım, ne kadar yattım bilmiyorum. Hemşire uyandırdı, kan aldı, idrar yoluma sonda taktı ve “Acil sezaryene alacağız seni” dedi. Sedyeye aldılar ve ameliyathaneye girdik. Anestezi verildikten birkaç dakika sonra “Kendine gel” diye bir ses duydum ve uyandım. Koridorda götürüyorlardı beni. 1 hafta uyuyup uyanmış gibiydim, eşim yanımda gidiyordu.

Odaya getirdiler beni, yatağa yerleştirdiler. Hemşireler pijamamı giydirdiler, bez taktılar ve serum taktılar. Ben bunlar olurken eşimden gözümü ayırmıyordum, çünkü bebeğim onun kucağındaydı. Beni bekliyorlardı. Şok olmuştum, inanamadım. Ben hazır olunca, hemşire önce bolca göğsümü ovaladı, sıktı ve süt çıkardı. Bebeği kucağıma verdi. Sütüm çok az olsa da çap çap emdi oğlum, ben hala şok içinde bakıyordum bebeğime.

1 saat sonra kendime gelmiştim, bebeğimi emziriyor, okşuyor, koklayıp ağlıyordum. Doktorlar kimsemiz olmadığı için refakatçi iznini eşime verdiler ve böylece eşim hep yanımda oldu. 3 kişilik bir aile bağını kurduk hemen. Sezaryen sonrası gazım gelmediği için 2 gün kaldım hastanede, gazım gelir gelmez taburcu ettiler. Ameliyattan 6 saat sonra eşimin yardımıyla çok yavaş ayağa kalktım, tuvalete gittim, ağrılarım şiddetli değildi. Bizim serüvenimiz böyle oldu.

Mucize Yılmaz