Senanur Şentürk’ün Doğum Hikayesi

“Gönül toprakları kurumuş şu dünyada, var bir çiçek de sen yetiştir…”

06.01.2021… Çiçeğimize kavuştuğumuz tarih. Benim doğum hikayem beklediğimden çok daha pozitif, çok daha anlamlı oldu. İsterim ki, doğumdan korkan anneler bu satırları okusun cesaretlensin, yapacağına inansın ve başarsın. Bu üçüncü gebeliğimdi. İlk ikisi düşükle sonuçlanmıştı. Düşük yapma sebebim araştırıldığında kalıtsal Trombofili hastası olduğum ortaya çıkmıştı. Bu nedenle gebeliğim boyunca her gün, karnımdan kan sulandırıcı iğne yapmam gerekiyordu.

Kan sulandırıcı iğne kullanmanın fiziksel olarak insanı çok üzen bir tarafı yok. Ancak psikolojik olarak zor çünkü iğneyi bir gün bile kaçırsam bebeği düşürürüm korkusu yaşanıyor. Bu yersiz bir korku da değil. Her gün aynı saatte iğnemi kendim yapıyordum. Ve unutmamak için belli aralıklarla 3 farklı alarm kurmuştum. Çok normal, stresten uzak, sakin bir hamilelik geçiriyordum.

Ta ki, 36. Haftada bebeğimin suyunun sınırda olduğu söylenene kadar. Hiçbir sıkıntı yokken birden bunu duymak beni endişelendirmişti. Önümüzdeki üç gün içinde sezaryenle alalım denilince ise iyice strese girmiştim. Doktorum bu konuda beni biraz ürküttüğü için farklı bir doktorun daha yorumunu bilmek istedim ve farklı bir şehirde başka bir doktora daha gözüktüm. Görüştüğüm diğer doktor, suyunun yeterli olduğunu acil bir durum olmadığını söyledi. Bu nedenle 36. Haftadan itibaren bu doktorla devam etme kararı aldım.

40. haftam dolduğu halde sancım gelmiyor, hiçbir doğum belirtisi fark etmiyordum. Doktorum çatı muayenemde de çatımın dar olduğunu ve bebeği doğurmakta zorlanacağımı söyledi. Eğer istersem hemen sezaryene alabileceğini belirtti. En baştan beri normal doğumda çok ısrarcıydım. Vücudumun bunu başarabilecek güçte olduğuna inanıyordum. Doktoruma bu konuda çok kararlı olduğunu söyledim. Birbirimize söz verdik. Eğer herhangi bir sıkıntı yaşanırsa hiç itiraz etmeden sezaryen doğuma girecektim. Doktorum da bir sıkıntı olmadığı sürece normal doğum için beni zorlayacaktı.

40. Haftamın dolduğu gün Meryem Ana Eli otunu dualar okuduğum suya koydum. Ve açılmamın olması için umutla beklemeye başladım. 40+5’te tekrar kontrole gittiğimde, doktorum artık beklemek gerekmediğini söyledi ve suni sancıyla açılma olup olmayacağını denemeyi önerdi. Açılmam 2 cm’di. Bebeğimi bir an önce kucağıma alma isteğiyle hemen teklifi kabul ettim. Doğum çantam yanımda değildi. Eşim farklı şehirdeydi. Kayınvalidem eşyalarımı getirmeye gitti. Eşimi de arayıp haber verdim. Yola çıktı. Ben de doğumhaneye geçtim.

Hemen suni sancıya başlandı. Bu saatten sonra yalnızsın denildi. Hiç dert etmedim. Doğum dalgalarını heyecan ve merakla beklemeye başladım. Hayatımda adet sancısı dahil bedensel olarak fazla acı çekmediğim için dalgalara nasıl bir tepki vereceğimi merak ediyordum. Saat 11:00’da suni sancıya başlandı. Saat 16:00’a kadar canımı çok yakmayan hafif sızlamalar hissettim. 16:00’dan sonra sancı araları sıklaşmaya başladı. Bu sırada bende inanılmaz bir ıkınma isteği başladı. Doktoruma durumu haber verdik. Açılmamın hızlandığı, her sancı gelişinde ıkınmaya başlayabileceğim söylendi.

Denildiği gibi yaptım. Sancı geldiğinde çömelme pozisyonunu aldım, ıkındım. Doğumhanede benden başka doğum yapan kimse yoktu. Bunun psikolojimi daha da olumlu etkilediğini düşünüyorum. Artık bebeğimin başını bacak aramda hissettiğimi ebeye haber verdim. Doğum masasına birlikte yürüdük. Doğum masasına çıkarken bebeğimin çıkmak üzere olduğunu hissetmiştim. Doktorum da “Güzel ıkınırsan, üç ıkınmada bebeği alırım, eğer açılman yeterli gelirse kesi atmayacağım, sana güveniyorum.” dedi. Bu cümle beni çok güçlü hissettirdi.

Üç kuvvetli ıkınmadan sonra bebeğim göğsümdeydi. 18:05 doğum saati oldu. Doğum odasında sadece doktorum, ebe, bebek hemşiresi ve çocuk doktoru vardı. Odadaki herkesin benim ve bebeğim için orda olduğunu bildiğimden hiç utanma duygusu hissetmedim. Ufak bir kesi atıldığı için dikişlerimin atılmasını bekledim. Ne doğum esnasında kesi atıldığını ne de sonradan dikişlerin yapıldığını hissettim. Korkmaya hiç gerek olmadığını da o zaman anladım. Zaten bebeğin doğduğu an anne tamamen rahatlamış ve bütün acıları dinmiş oluyor.

Sadece 3 – 4 saat sürüp geçecek bir zorluk için insan 40 hafta kendini yıpratmamalı diye düşünüyorum. Hele ki o zorluktan sonra, kucağınıza alacağınız o mükafat sizi öyle mutlu edecek ki… Doğum bir kavuşma anı. Doğum dalgaları sizi bebeğinize yaklaştıran bir mucize. Bedeniniz, rahatça doğum yapabileceğiniz şekilde yaratılmış. Aynı yemek yemeyi, tuvalete çıkmayı, uyumayı nasıl tek başınıza yapabiliyorsanız doğumu da aynı şekilde yapabilirsiniz. Yüzde 90’lık kısım annenin başarısı. Doktorunuz ya da ebeniz sadece bebeği sağ salim alıp size veriyor. Siz çok güçlüsünüz. Dua edin, sabredin ve size verilen o mucize için şükredin. Yapabilirsiniz.

Senanur Şentürk