Seda Ak’ın Doğum Hikayesi

Çok zorlu geçen 3. gebeliğimi şükürler olsun ki mutlu sonla bitirebildim. 22 haftamdan itibaren sürekli kasılma, ağrı ve sancı çektim. Öyle ki neredeyse haftada bir olacak şekilde hep hastanedeydim. Hamileliğimin başında sürekli özel hastaneye gitmiştim ama; doğumumu devlet hastanesinde yaptım. İyi ki de devlet hastanesinde yaptım, çünkü çok iyi doktorlarla karşılaştım.

34. haftamda sancı nedeniyle hastaneye gittim. Özel hastanedeki doktorum, erken doğum riskim olduğunu ve sancımın çok yüksek olduğunu söyledi Bu nedenle 4 doz ciğer geliştirici vuruldum, ekstra olarak da bir sürü ilaç kullandım. 2 günde 1 Nst’ye alındım ancak ilaçlara rağmen sancım kesilmedi, hep devam etti.

38. haftama ulaştığım zaman ise yine sancı nedeniyle devlet hastanesine kaldırıldım. Nst’de yine doğum sancım çıkınca doğumu durdurmak için hemen serum taktılar. Yapılan kontroller sonrasında ise bebeğimin suyunun çok olduğunu söylediler. Bu arada tansiyonum da çıkmaya başlamıştı. Hamileliğim boyunca hiç çıkmayan tansiyonum artınca endişelendim. Doktorlara “Alın artık beni sezaryene” diye yalvardım. Devlet hastanesi oldukları için 39. hafta olmadan alamadıklarını, bebek 1 gün bile kalsa faydalı olacağını söylediler.

Sancımın aralıkları 15-20 dakikaya inmişti artık. Kontrolüme gelen uzman, çok yoğun olduğunu ve hastanede beklerken virüs kapma riskine girmememi söyledi. Gittiğim hastane pandemi hastanesi olduğu için ben de bu riski almak istemedim. Pazartesi doğum için hastaneye geri dönmem konusunda anlaştık ve çıkışımı alarak eve döndüm.

Planlı sezaryen günümün sabahı kalktık, evde iki çocuğum uyuyordu. Onları öptüm, kokladım. İki yarımı evde bırakıp hastaneye gidiyordum, üçüncü yavruma kavuşmaya. İçimde korku, heyecan, endişe, kaygı her şey vardı. Öyle karışıktı ki duygularım tarifi yok .

Hastaneye gittiğim zaman önce alttan muayeneye alındım, karından da Usg yapıldı, ardından Nst’ye bağladılar. Sancım çok yüksek çıkmıştı ama bu sefer de ben hissetmiyordum. Damar yolu açıldı, beni alması için hasta bakıcıyı çağırdılar. Ameliyathanede tüm kıyafetlerimi çıkardım, önlük, bone giydim. Yine Usg yapıldı, bebeğin kafası nerede, plasenta nerede, hepsine baktılar. Kilosu ölçüldükten sonra ameliyata alındım.

İlk iki sezaryenimde de spinal anestezi olduğum için bu seferde aynısını istemiştim. Çocuğumu ilk ben görmek istiyordum. Anestezi doktoru geldi, belimden iğneyi yaptı. Ayaklarıma elektrik çarparmış gibi tuhaf bir uyuşma, hissizlik hali gelmeye başladı. Doktor, “Isınma hissediyor musun?” diye sordu. Sıcaklık geldiğini ve belimden aşağısını hissetmediğimi söyledim. Hemen yatırdılar, kollarımı yanlara uzatıp, önüme örtüyü indirdiler. Serum takıldığı sırada bacaklarımı dokunarak hissedip hissetmediğimi sordular. Hissetmediğimi söyleyince ameliyata başlanacağı söylendi.

Midemde bir baskı hissedeceğimi, korkmam gerektiğini söylediler. Mideme bastırıp, bebeği içimden aldılar. O an da içim bomboş gibi oldum, gerçekten çok garip bir histi. Aynı zamanda da bir rahatlık hissi vardı. Benim güçlü oğlum o sırada ağlamaya başlamıştı bile. Sol tarafıma bakarak, bebeğimi izleyebileceğimi söylediler. O sırada bebeğimin ilk muayeneleri yapılıyordu. Oğlumla birlikte ben de ağlıyordum ama sevinç gözyaşlarıydı bunlar. Bebeğimi yanıma getirerek, yanağıma dokundurdular, öpüp kokladıktan sonra ise götürdüler.

Bir önceki doğumumdan kaynaklı meğer rahim ve mesane yapışmam olmuş. Bundan hiç haberim yoktu. O nedenle ameliyatım 2 saate yakın sürdü, bu kısım benim için biraz zor geçti. Çok şükür ki zorlu süreç bitti ve ben oğluma ve evdeki iki yavruma kavuştum.

Seda Ak