Elif Dağdelen’in Doğum Hikayesi

Benim için 18 Ekim 2020 tarihi hiçbir zaman unutmayacağım en özel günü temsil ediyor. Çünkü o gün bebeğime kavuştuğum gün. Hala dün gibi aklımda, 18 Mart günü ona hamile olduğumu öğrenmiştim. Zaman hem çok hızlı geçmiş gibi hem de çok yavaş…

Bebeğimi ilk ultrasonda görüşümün, kalp sesini ilk duyduğum zamanın ve ilk hareketlerini hissedişimin tarihini tuttum. Şimdi ise; içimde hissettiğim o mucizeyi kucağıma almak muazzam bir duygu. Size bu süreçten bahsetmek istiyorum.

Doğumum; son adet tarihine göre tahminen 22 Ekim’de olacaktı, o nedenle Ekim ayına girdiğimiz anda temkinli olmaya başladım. Yalancı kasılmalar ve ağrılar yavaş yavaş 35.haftada kendisini belli etmeye başlamıştı. Bu durum 15 Ekim tarihine kadar devam etti.

15 Ekim’de artık yalancı olanlar bitmiş, gerçek sancılarım başlamıştı. 16 Ekim tarihinde, gece daha da sıklaşmaya başladı. Doğrusu gaz sancısına benzediği için ilk gaz sancısı olduğunu düşündüm. Ancak daha sonra zaman tuttuğumda, ağrımın 10 dakikaya düştüğünü fark ettim ve gerçekten canım acımaya başlamıştı. Bu gaz sancısı falan olamaz diye düşündüm ve acile gitme kararı aldım.

Orada açılmam da sancım da çıkmadı. Hayal kırıklığına uğradım ve eve döndük. Aynı gece 5 dakikaya düşen ve beni asla uyutmayan ağrılarım sürdü. Sabah 9’da anca uyuyabildim. Sonra 11 gibi karnıma yine bir sancı girdi ve ardından suyum geldi. İlk önce akıntım olduğunu düşündüm ama baktım ki durmuyor; kendi kendime işte suyum geldi diye düşündüm…

Bir yandan mutlu oldum ama diğer yandan korku da hissetmeye başladım. Aksi gibi evde de kimse yoktu. Sonra hemen eşimi aradım ve birlikte acile gittik. Hemşire ilk başta gelen şeyin su değil de akıntı olabileceğini söyledi ama sonra ultrasonda suyumun azaldığını görünce emin oldular ve bunun üzerine yatışım yapıldı.

İlk gittiğimde hiç açılmam yoktu ancak 3 saat içerisinde açılmam 4 cm’ye ulaştı. Sonra verdikleri serum ile sancım daha da arttı. Artık son evrelere gelince, sancım dayanılmaz olmaya başladı. Sürekli değildi ama geldiğinde 20 saniye boyunca geçmiyordu.

Daha sonra beni masaya aldılar. Artık ıkınma çalışmaları yapmaya başlamıştık. Ağrın gelince büyük tuvaletini yapar gibi sık dediler, ben de dediklerini uyguladım. Ağrım geldikçe ıkındım ve her ıkınmamda vajinamda bebeğin kafasını hissettim. Bunun üzerine doğum odasına alındım.

Doğum odasında ıkınmaya devam ettim. Bir ebe karnıma biraz güçlü bir şekilde bastırdı. Diğeri ise bebeğin aşağıdan kafasını tuttu. Canım yanıyordu ama bebeğim geldiği için pes etmedim. Bağırış, ıkınma falan derken kafasının çıktığını gördüm.

Bebeğin kafası çıkınca çok rahatladım, sonra zaten son bir ıkınmayla bebeğim çıktı. O an dünyadan soyutlaştım, sanki hiçbir şey gerçek değildi. Onu görüyordum ama gerçek olduğuna ihtimal veremediğim için donup kalmıştım.

Bu sırada bebeğimin parmak izi, kilosu alındı. Biraz kucağıma verdiler, kokusunu içime çektim. Aylarca hayalini kurduğum anı yaşıyordum. Daha sonra bebeğimi babasına göstermek için götürdüler. Biz de plasentamın gelmesini bekledik. O da çabucak geldi. İnsan gerçekten plasenta gelince daha da bir hafifliyormuş.

Dikiş atılması tamamlanınca, odaya alındım. Eşim ve görümcemi görünce çok mutlu oldum. Hemen bebeğimi emzirebilmem için getirdiler. Acemice emzirmeye çalıştım, çok şükür sütüm gelmişti ve emiyordu.

24 saatin dolmasıyla beraber taburcu olduk. Normal doğumu en baştan beri çok istiyordum. Çok şükür istediğim gibi oldu ve oğluma sağ salim kavuştum. Bu tarifsiz, mükemmel duyguyu herkes yaşasın. Hepinizi seviyorum Elika ailem.

Elif Dağdelen