Burcu Günsel’in Doğum Hikayesi

Öncelikle harika geçen bir hamileliğim oldu…

Bütün testlerim, kontrollerim hepsi çok iyi geçti ve tek sorun; gebelik şekerimin çıkmasıydı. Onu da diyetle hep kontrol altında tuttum. Diyet yaparken; tam anlamıyla listeme uyamadım ama yasaklı şeyleri kesinlikle yemedim. Özellikle yediklerime hep dikkat ettim. Böylece hem bebeğimin sağlığı kontrol altında tutuldu hem de ben çok kilo almadım. Doğuma +8 kilo ile girdim.

Cuma günü sabaha karşıydı, 38+5 günlük hamileydim. Sağ tarafımda, arada çoğalıp azalan hafif bir sızı vardı. Kadın doğum acile gittik hemen, açıklığıma bakıldı ve Nst’ye bağlandım. Açıklığım yoktu ama Nst’de sancım çıkmıştı. Doğumun yakın olduğunu, istersem hastaneye yatışımın yapılacağı söylendi. Kabul etmedim ve kendi isteğimle hastaneden ayrıldım.

Sabah olduğunda, kendi doktoruma kontrole gittim. Gece olanları anlattım, “İyi ki yatış yapmamışsın, gerek yoktu.” dedi. Aynı şekilde hiç açıklığım olmamasına rağmen, Nst’de düzenli sancılarım çıkıyordu. Doktorum ne hissettiğimi sorduğu zaman, hissettiğim tek şeyin regl ağrısı tarzında küçük sızılar olduğunu söyledim. Doktorum ise doğumun başlaması ve açılma olması için Nst’de çıkan sancıları hissetmem gerektiğini söyledi.

Bebeği kontrol etti, her şeyin yolunda olduğunu söyledi. Bebeğim 3.5 kiloydu ve gelişimi normaldi. Ultrasonda bebeğime mutlu mutlu bakarken doktorum “Zaten seni şekerden dolayı 39. haftada doğurtacaktık” dedi. Oysa ki bunu ilk kez o gün söylemiş, daha önce hiç bahsetmemişti. Hafta sonu acil bi durum olursa; acile gitmemi, eğer sorun olmazsa da pazartesi günü, doğumu başlatacağını söyledi. O an bende heyecan ve endişe tavan yaptı.

Hafta sonu boyunca devam eden küçük ağrılarım oldu, tek duam küçük bebeğimin Pazartesi gününü beklemesiydi. Çünkü doğumun kendi doktorumla olmasını istiyordum. Derken Pazartesi oldu, sabah erkenden hastaneye gittim. Yine Nst, vajinal tuşe, ultrason kontrolü ve hissetmediğim sancılar ve hiç olmayan açıklık. Doktorum hastaneye yatışımı yaptı ama izinli olarak hastaneden çıktım. Gece 4’te gidecek, rahimime açılma sağlanması için fitil yerleştirilecek ve her şey yolunda giderse saat 12’de oğlumu kucağıma alacaktım.

Dediğim gibi oldu, Pazartesi gecesi son kez hamileliğimin tadını çıkara çıkara gezdim, tozdum. Eve geldim, duşumu aldım. Hazırda bekleyen çantaları son bir kez kontrol ettim. Yanıma iki annemi ve eşimi alarak hastanenin yolunu tuttum. Sabaha karşı tam saat 4’te fitili yerleştirdiler. Sabah geçti, öğlen oldu ama bende hala hafif sancıdan başka hiçbir şey yoktu. Her şey yolunda gibi gülüp eğlenip, bir de doğuma yardımcı olsun diye egzersizler yapıyordum.

Öğleden sonra iki gibi doktorum geldi, açıklığımı kontrol edeceğini söyledi ve eline bir alet aldı. O da ne! Ne olduğunu anlamadan suyumu patlatmıştı ve sanırım bunu yapacağını beni korkutmamak için söylememişti. Suyun patlaması gerçekten çok ilginçti. O kadar su nasıl, nereden geliyor anlamadım. Çok korkmuştum, doktorum elimi tuttu, bundan daha fazla acı hissetmeyeceğimi ve bunun doğumu hızlandıracağını, 5’e kadar bebeğimi kucağıma alacağımı söyledi. “Korkma sakın” dedi bana. Bense deli gibi korkup, tir tir titrerken, gülümseyerek “Korkmuyorum, korkmuyorum diye bağırıyordum. Açıklığım o sırada 5 cm’di.

Dr’un poliklinliğe girmesiyle, ağrımın başlaması bir olmuştu sanki. Son gücümle dayanmaya çalışıp, ağrım şiddetlendikçe duvarlara ve pilates topuna sarılıyordum. O sıra da doğum yapan bir kadının inlemelerini duyuyordum ve ağrım şiddetlendikçe kadına kızıyordum. Onu duymak istemediğimi ve beni korkuttuğunu söylüyordum. Ancak istemsizce ben de bağırmaya başlamıştım. Kendimi tutmaya çalışıyordum ama tutamıyordum.

Ebeler sürekli gelip, kontrol ediyordu. Ben yerde yuvarlanırken, bağırmamak için kendimi sıkarken, bana çok iyi gittiğimi söylüyorlardı. İnanasım gelmiyordu tabii. O anda, o acıya kendimi tamamen bıraktım. Bendeki ne cesaret, normal doğum yapmaya kalkıyorum diye kendime kızıyordum. Annem başımda çaresiz, belimi ovmaya, elimi tutmaya çalışırken, sabit duramıyordum. Farkında olmadan annemi de çok üzmüşüm.

Böyle uzun uzadıya yazdığıma bakmayın, tüm bu anlattıklarım sadece 1 saat sürmüş. Küçük meleğime kavuşmam için bu sancıları sadece 1 saat mi çekecektim? Sonrasında tuvaletimi yapıyorum, altıma kaçırıyorum diye bağırırken, ebeler hemen geldi ve doğum masasına geçmemi söyledi. Doğumhaneye doğru bir koşturuyorum, bende ağrı falan kalmadı. Ben öylece yola koyulmuşken, arkadan gelen bebek hemşiresi de annemlere bebeğin eşyalarını getirmesini söyledi.

Bu sırada ben de baya korkmaya başladım. Tüm bu korkularla yatmıştım doğum masasına ama bir anda ağrılarım kesildi, içimden gelen tek şey ıkınmaktı. Başımda duran iki ebe ve hemşire saçlarımı okşuyor, rahat olmamı söylüyordu. “İstediğin her şeyi yap, çok iyi gidiyorsun, yapabilirsin.” diye beni telkin ediyorlardı. Ikınma gelince ıkınacağım, geçince de nefes alıp, dinleneceğim konusunda anlaştık.

3 kere ıkındıktan sonra, canım ebe demesin mi bebeğin saçlarını görüyorum, biraz gayret et de sonraki ıkınmada alalım. O an aklımda ve dilimde tek dua; Allah’ım bizi kavuştur da bebeğimi kucağıma alayım. Bir yandan da sanki bacaklarımın arasında bebeğimin başını hissediyorum. Son kez ıkındığım zaman bu kez alacaklarını söylediler. Son gücümle ıkınırken bir hemşire de dirseğiyle hafifçe karnımı aşağıya doğru bastırdı. (Bunun için önceden onayımı almıştı)

Bir şeyler oldu, bir an ebe “dur” dedi. “Şimdi derin derin nefesler al bebeğini alıyorum” dedi. Daha sonra ise bebeğimi çıkarıp, üstüme koydu. İnanamadım, bir yandan bu kadar kolay mı olacaktı diye düşünürken, bir yandan önümde küçük mucizem vardı. Ona dokunmaya kıyamıyordum Allah’ım duamı kabul etmiş, 9 ayın sonunda bizi sağ salim kavuşturmuştu.

Ebe, kesime dikiş atarken, hemşire hemen yanımdaki beşikte bebeğimi giydiriyordu. Doğum saatinin 15:22 olduğu söylendi. Doğumhaneye 15:10 gibi girmiştim ve inanamıyordum. Sadece 12 dakikada mi doğurdum! Doğurmak böyle bir şey miydi? Hafif sancıları saymazsak, 1 saat şiddetli sancı, sonra 12 dakikada bebeğimi kucağıma almak mı?

Daha sonra birkaç dikiş atıldı ve bebeğim kucağımda, ailemin yanına geçtim. Annelerim, babalarım, kardeşlerim, eşim ve mutluluk gözyaşı döken gözler oda da bizi karşıladı. Geriye küçücük bağırdığı için ayıpladığım kadından sonra deli gibi bağırmamın utancı ve bağırmaktan acıyan boğazım kalmıştı.

39+2’de bebeğimi kucağıma aldım. Sadece 1 saat şiddetli ağrı çektim, doğum masasında hiç acı hissetmedim. O an insan acı, ağrı ve kesiyi hissetmiyor. Şimdi Metehan’ım 27 günlük oldu bile. Dikişlerimin hepsi düştü, acı ağrı kalmadı. Doğum yapmayı bekleyen herkese kolay doğumlar diliyorum…

Sezaryen ya da normal herkes sağ salim kavuşsun bebeğine…

Burcu Günsel