Ayşe Işık’ın Doğum Hikayesi

32. Haftamda Doktoruma normal kontrol için gitmiştik. Her şey yolundaydı eşimle muhabbet ediyorduk, doğuma girmek istediğini söylüyor ve gülüşüyorduk. Sonrasında kontrol için girdik ve ultrasona baktığında doktorumuz bebeğimin 4 hafta geriden geldiğini söyledi. Nst istedi ve çektirdik, doktorum öğleden sonra bebeğin kordon kısmını inceleyen bir ultrasona gireceğimi söyledi. Eve geldik, çok gerilmiştik bir sorun olduğunu anlamıştık koltuğa oturduğumda sol gözümü tamamen ışık kapladı ve göremedim. Hemen uzandım yirmi dakika sonra geçti, meğer tansiyonum aşırı yükselmiş. Geçtikten sonra öğlen o bahsettiğim cihazla kordonda bir sorun olduğunu söyledi doktorum. Doktorum “Acilen eğitim ve araştırma hastanesine sevk ediyorum ve arıyorum acil kısmını, bebeğini en fazla iki hafta tutabilirler karnında.” Dediğinde, tüm dünya başıma yıkıldı. Apar topar gittik ve acildeki doktor “Hemen doğumhaneye alacağız.” dedi.

Benim hiçbir hazırlığım yoktu, ailem 6 saatlik uzaklıktaydı ve eşimi de yanıma almıyorlardı. Elim ayağıma dolandı, “Eve gitmek istiyorum eşyalarımı alayım.” dedim. Bana “Bebeğin ölür ne gitmesi!” dediler. Tansiyonum on yediyi geçiyordu, götürdüler doğumhane kısmında sekiz saat aç beklettiler.

Sonrasında Perinatoloji (riskli gebelik) kısmına yataklı servise aldılar. Dört gün boyunca tüm tahlillerim yapıldı. Protein kaçağı ve gebelik zehirlenmesi (anne ve bebek ölümüne sebep olan rahatsızlık) yüzünden olmuş her şey. Tüm profesörler toplanıp acil yarın sezaryene alınmama karar verdiler ve 28 Mayıs saat 14:07’de epidural sezaryen oldum (iğne hiç acıtmıyor belirtmek isterim).

1285 gr doğdu yavrum. Hayatımın en güzel anı oğlumun sesini duyduğum andı. Hemen kafamı çevirdim, hemşireler kontrol ediyorlardı bir sorun var mı diye. Bebeğim ağlıyordu, bende oğlum ağlama annecim diye ağlıyordum. Minik ayaklarını gördüm, ellerini gördüm.

Sonra kapı açıldı kuvöz geldi. Tam kuvöze koyarlarken, yüzünü ve vücudunu gördüm. Hayatımda değişemeyeceğim tek anlardı ve ayrılığımız başladı. Oğlumu başka hastaneye sevk ettiler. Benim de iyileşme sürem çok zordu, inmeyen bir tansiyonla mücadele ettim. Bu mücadele bir haftayı buldu ve sonunda hastaneden çıktım.

Şuan birbirimizden ayrılalı otuz gün oldu. Öyle zormuş ki bu hasretlik… Sadece videosunu gösteriyorlar size vermiyorlar. Aklınızda kalan görüntüsüyle hayal kurup bekliyorsunuz. Kokusunu düşünüyorum ve sarılmayı bekliyorum. Haftaya anne bebek uyumu için ve taburcu işlemleri için çağıracaklarını söyledi hemşireler. Yavruma kavuşmama az kaldı. İnşallah tüm anne adayları bir an önce kavuşsun yavrularına. Tüm bebek isteyen o güzel kadınlarında elleri kolları dolsun, gönülleri taşsın bu sevgiyle. Dualarım sizlerle. Bizim hikayemiz tüm prematüre anneleri için gelsin. O annelerin güzel kalplerinden öperim.

Ayşe Işık