Çiğdem Tatlılıoğlu’nun Doğum Hikayesi

Hamileliğim boyunca her şey yolunda gitti, aşırı kilo almam dışında. Doktorumun en başından beri söylediği tarih 13 Mayıs olmuştu. Çatı muayenemde, normal doğum için çatımın çok uygun olduğu söylendi. Zaten hep normal doğum istemiştim. 37+5’te kontrole gittiğimde doktorum, 1 cm açılmam olduğunu söyledi ve bir hafta sonra tekrar gelmemi istedi. Bebeğin kanala girmesini bekleyecektik.

Ve o hafta, her oturduğumda bağdaş kurarak oturmamı söyledi, bebeğin kanala girmesine yardımcı olmak için. 1 hafta sonra tekrar gittim, tekrar muayene etti. Açılmamın hala 1 cm olduğunu söyledi, maalesef bebek kanala girmemişti. Doktorum suni sancı vermek istemiyordu. Kendi sancımın gelmesini beklemek istiyordu. Bebeğimin suyu da kilosu da beklemek için normaldi. 38+5’te 3.600 kg’dı. Doktorum 1 hafta daha beklemek istedi sancımın gelmesi için.

39+5 oldu. 11 Mayıs Pazartesi günü sabaha kadar uyumadık eşimle, ikimizin de uykusu gelmedi. İnternetten sürekli yemek tariflerine baktım, o kadar obur olmuştum ki, saat 7 buçuk gibi eşim kahvaltı hazırlamaya gitti, ben de o ara duşa girdim. Güzelce duşumu yaptım, hazırlandım ve kahvaltı ettim. Aynı gün üniversite sınavım vardı. Pandemiden dolayı üniversitem sınavları online yapıyordu. O gün ve ertesi gün ki sınavlarım, son mezuniyet sınavlarımdı. Kahvaltıdan sonra sınavıma girdim. Artık hastaneye kontrole gitme vaktiydi.

Doktorum açılmama baktığında, açılmam hala 1 cm’de kalmıştı ve canı çok sıkıldı doktorumun. Ben “Beklemeye devam mı edeceğiz?” dedim. “Kilosuna ve suyuna bakacağım, ona göre karar vereceğiz.” dedi ve ultrasonla suyuna baktığında, bebeğimin suyu normal çıktı ama kilosu bizi çok şaşırttı. Doktorum iki üç kez ölçüm yaptı ve her defasında oğlumun kilosunu 4.300 ölçtü. 1 haftada 700 gram almıştı meleğim. Doktorum bu bebeği doğurmamın çok zor olacağını, beni kesseler bile dikerek telafisi olduğunu ama bebeğin köprücük kemiğinin kırılma ihtimalinin yüksek olduğunu söyledi.

Yatış kağıdımı çıkarttı ve spinal anestezi yapacağını, daha fazla bekleyemeyeceğimizi, bebek kanala inse bile çok riskli olduğunu söyledi. Tabi ki kabul ettim. Bir şeyler normal gitmeyecekse, normal doğuma da gerek yoktu zaten. Elimde yatış kağıdı çıktım odadan. O kadar heyecanlıydım ki, tarifi imkansız. Sanki hiç doğurmayacak gibiymişim, hep içimde kalacakmış gibiydi oğlum. Eşimin yanına gittim, eşim de çok şaşırdı ve sevindi.

Hemen yatış yaptık ve bizi odaya aldılar. Önlük getirdi hemşire, eşim önlüğümü giydirdi derken artık baya baya evladıma yaklaşmıştım. Nst’ye bağladılar, damaryolu açtılar. Eşim o esnada eve gidip, çantamızı getirdi. Aileden kimseye haber vermeyelim, sürpriz olsun fotoğraf atarız dedik. Sadece eşimin kuzenine haber verdik. O geldi hastaneye yanımıza. 2’de doğuma alacaklardı beni. Eşime yemek getirdiler, hasta bakıcı, ‘yemek eşine, senin bir şey yememen lazım’ dedi. Durur muyum, tırtıkladım eşimin yemeğinden. Oğlumla 1 bedendeki son saatlerimizi, ona özel bir mektup yazarak geçirdim. O kadar hareketliydi ki bebeğim. Daha önce hiç etmediği kadar hareket ediyordu, dönüyordu resmen karnımda. Uykusuzluk, heyecan, merak o duyguyu tarif edemem…

Odaya hemşireler ve hasta bakıcı sedye ile geldiler. Ben yürüyerek giderim, gerek yoktu buna falan dedim ama pek dinlemiyorlar maalesef. Sedyeye uzandım, eşimle vedalaştık, asansöre kadar geldi benimle. İndik -2’ye, o kadar mutluyum ki. Hiç korku yok, gram tedirgin değildim. Sürekli şaşkın şaşkın gülüyordum. Asansörün orada anestezi doktorum bekliyordu. Beni karşıladı, baya bir kalabalıkla ameliyathaneye girdik. Sedyeden, ameliyathane masasına aldılar.

Oturur pozisyona geldim, anestezi doktorum tarif etti. İğneyi yaptıktan sonra hemen uzanmam gerekiyordu, yoksa ayaklarım uyuşacaktı hemen. Ayaklarımda ısınma başladı, oynatmaya çalıştım falan ama ayağım yok gibiydi. Kollarımı yana bağladılar, önüme örtü örttüler. Doktorum geldi, sohbet muhabbet başlattılar. Saat tam 2’de doktorum doğum başladı dedi. Hiçbir şey hissetmiyordum, sadece sallanıyordum. O ara tansiyonum yükselmeye başladı, cihaz deli gibi ötüyor. Doktorum panik yapma falan diyor ama kulağımda bir uğultu oluştu. Gözüm kararmaya başladı. Ama öyle korkulacak bir şey değildi.

Anestezi doktorum ve hemşire hep başımdaydı. Anestezi doktorum, “Gözlerini kapat, masaj yapacağım gözlerine” dedi. Gözlerimi 30-40 saniye kadar ovaladı ve tansiyonum normale döndü. Doktorum yardımcısına üstten bastırması gerektiğini söyledi. Ama öyle bir bastırma yok, gerçekten o biraz acılıydı. “Çiğdem çok kilolu, kayıyor çekemiyorum”, diyor doktorum gülerek. Aradan 10 saniye geçti, geçmedi. Hayatımdaki en güzel sesi duydum. Oğlum iki kere ard arda ağlayıp sustu. Ah o an anlatılmaz!

Ben gözyaşımı tutamıyorum. Başımdaki hemşire gözyaşımı siliyor. Ben ağlıyorum, bir yandan doktorum oğlumun çok iri olduğunu söylüyor, hemşire hiç yeni doğmuş bebek gibi değil diyor. Merakım o kadar artmıştı ki. Bir baktım, mavi örtünün içinde bembeyaz, kocaman yanaklı, minik yavrum. O kadar güzeldi, o kadar temizdi ki… Bebeğimi, bebek bakım odasına götürdüler, babasının da orada göreceğini söyledi doktorum. Eşimi düşünüyorum, o an acaba ne hissedecek görünce diye. O sırada beni dikiyordu doktorum. 2’de ameliyat başladı, 2:16’da oğlum doğdu, 2:45’te benim ameliyatım bitmişti. 2:55’te ise odadaydım.

Odaya götürdüler, eşim kapıda karşıladı, nasıl olduğumu sordu ama tam olarak hatırlamıyorum neler dediğini. Çünkü ameliyatın etkisinden midir nedir, sesim kısık çıkıyor, algım hafif kapalı gibi, aklım bebeğimde sürekli. Ben odaya geçince tekrar hemşire geldi, karnıma bastırdı. Ama hala uyuşuğum tabii. O ara oğlumu getirdiler, emzirmem gerekiyordu. Hasta bakıcı koydu göğsüme, çok şükür sütüm vardı. Hemen tuttu oğlum. Çok eşsiz bi duyguydu.

Hemşireler devamlı gelip, gidiyordu. Uyuşukluğum geçmeden 3-4 kez karnıma bastırdılar. Saat 6 gibi uyuşukluğum geçmeye başladı ve keskin bi ağrı vardı karnımda. Hemşire zaten ağrı kesici iğne yapmaya geldi. Onun dışında hiç öyle ağrım olmadı. Ağrı kesici iğne ve hap veriyorlardı. Neyse saat 8 gibi yemek getirdiler. Sadece çorba ve hoşaf. Zaten sezaryenden sonra iştah gidiyor.

Gece saat 11 gibi yürütmeye geldiler, tabii hemen ayağa kalktım. Hafif ağrım oldu ama yürümekte hiç sıkıntı çekmedim. Dimdik yürüyordum ve hızlı bir şekilde. Baş dönmesi veya bulantı yaşamadım. Ayağa kalktıktan sonra, bebeğime hep ben baktım. Kucağımda gezdirdim minik oğlumu o gece.

Sağolsun eşimin asla hakkını ödeyemem. Doğumdan önce de sonra da, hala da o kadar yardımcı oluyor ki. O benim kanatsız meleğim. Hakkı çok fazladır eşimin. Sanırım ona güvendiğim için de yanımda kimseyi istemedim. Çok şükür çabuk toparladım. Bebeğim huysuz bir bebek değildi asla, eşim hep yükümü aldı. Çok şükür şimdi 4 aylık olduk bile.

Bu arada hastanede 1 gece kaldım. Doğum yaptığım gün değil hastaneden çıkacağımız gün gazımı çıkardım. Sezaryende buna çok önem veriyorlar, taburcu etmek için. Doktoruma da söyledim iyi olduğumu ve hiçbir sindirim sıkıntısı yaşamadığımı…Ve eve gönderildim. Ben harika bir doktora denk geldim. Moral motivasyonum; önce Allah’a sığındığım için sonra doktoruma güvendiğim için harika bir sezaryen geçirdim. İnşallah daha güzeli sizlere nasip olsun.

Çiğdem Tatlılıoğlu