Türkiye’de Görülmesi Gereken Yerler: Kız Kulesi

Dünya üzerinde birçok yer, insanlar tarafından keşfedilmeyi bekler. Hiç şüphesiz Türkiye de keşfedilmesi gereken yerlerin başında gelir. Hem tarihi açıdan köklü oluşu hem de kültürel açıdan birçok zenginliği içinde barındırışı nedeniyle bu topraklar, insanı kendine hayran bırakmakta. Bir de tüm bu özelliklerinin yanı sıra coğrafi açıdan da büyüleyici olunca daha da ön plana çıkıyor. Tam bir cazibe merkezi olan İstanbul ise tüm bu özelliklerin baş şehri. Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve hatta uğruna nice savaşlar yaşanmış olan bu güzide şehir, Asya ve Avrupa’nın tam ortasında adeta bir köprü görevi görmekte. Hal böyle olunca mutlaka görmeniz gereken yerlerin başına bu güzel şehri koyabilirsiniz. Diyelim ki İstanbul’a geldiniz. Sizin de bildiğiniz gibi önceliğiniz tabii Kız Kulesi olmalıdır. Şunu da unutmayın ki dünyada en çok resmi çekilen yapıların arasında Kız Kulesi, zirvede bulunmakta. Öyleyse fotoğrafı yakınlaştırıp ona yeniden bakalım!

Öncelikle bilmeniz gerekir ki Kız Kulesi hakkında birden fazla efsane mevcut. Tüm anlatılan hikayeler hem büyüleyici hem de hüzünlü. Dilerseniz efsanelerden önce gerçekleri konuşalım. Üsküdar’da bulunan bu kule, tam 2500 yıllık bir tarihe sahip. 2500 yıl boyunca İstanbul’u seyre dalmış, kimler gelmiş kimler geçmiş önünden, kim bilir kimlerin elleri değmiş o taşlara. Bu kadar eski olunca haliyle Antik Çağdan günümüze kadar çeşitli medeniyetler ona eşlik etmiş. İlk yapıldığı tarih, MÖ 410 yıllarına dayanmakta. Yapılış amacı olarak ise boğazın hakimiyetini sağlayarak geçen gemilerden vergi almak olduğu söylenebilir. Bu amaçla Atinalı bir komutan olan Alkibiades tarafından inşaa edilmiştir. Atina’dan sonra hakimiyet kuran Bizans İmparatorluğu döneminde ise Manuel Commenes tarafınca kule taşlarla daha da sağlam hale getirilmiştir. Tabii Osmanlı döneminde de kulenin restore edilerek gösteri amaçlı kullanıldığı görülmektedir. Hatta Fatih Sultan Mehmet tarafından bugünkü temelleri oluşturulmuştur. Tüm bu gelişmelerden sonra 2000 yılında turizme açılarak ziyaretçi almaya başlamıştır. Kısa bir bilgiden sonra sıra efsanelere gelecek olursa bir hayli rivayet mevcut. İlk olarak en çok bilinen hikayeden başlayabiliriz.

Anlatılanlara göre İstanbul’da yaşayan güçlü bir kralın güzeller güzeli bir kızı vardır. Ancak bu güzel kızın 18 yaşına geldiğinde öleceği dilden dile yayılır. Kral, bunun üzerine biricik kızını ölümden korumak için denizin orta yerine kule inşaa ettirir ve kızını oraya hapseder. Ancak kötü sondan kaçamaz ve kuleye gönderilen üzüm sepetinin içinden zehirli bir yılan çıkarak kızı sokar. Prenses ise oracıkta ölür. Bir başka söylentiye göre ise Leondros ve Hero, birbirine tutkulu birer aşıktırlar. Fakat onların aşkına karşı gelen biri, kuleye girer ve ışığı yakar. Leondros ise Hero’nun kendisi için ışık yaktığını sanarak denize atlar ve dalgalara kapılarak ölür. Hero ise bu acıya katlanamaz ve kuleden atlayarak hayatına son verir. Böylece bu iki aşık anısına kuleye deniz feneri yapılır ve aşıklar anılır. Son bir efsane ise Galata Kulesi ile Kız Kulesi’nin aşkıdır. Ancak İstanbul Boğazı bu aşka engeldir. Bu iki kule, yüzyıllardır öylece bakışıp dururlar.

Kübra Aktürk